unprecedented

eşi görülmemiş, emsalsiz

unprecedented, daha önce hiç yaşanmamış ya da yapılmamış şeyleri anlatır: eşi görülmemiş, emsalsiz.

Anlamları ve örnekler
  1. Eşi görülmemiş, emsalsiz The region experienced an unprecedented drought last summer. Bölge geçen yaz eşi görülmemiş bir kuraklık yaşadı.
  2. Daha önce örneği olmayan The court's decision was unprecedented in the country's history. Mahkemenin kararı ülke tarihinde bir ilkti.
Eş ve zıt anlamlılar
unparalleledunheard-ofexceptionalrecord-breaking
typicalordinaryusualcommon

Yeşil kutular eş anlamlıları, kırmızı kutular zıt anlamlıları gösterir.

Sık kullanımlar
  • an unprecedented level: eşi görülmemiş düzey
  • unprecedented growth: eşi görülmemiş büyüme
  • unprecedented in history: tarihte eşi olmayan
  • on an unprecedented scale: eşi görülmemiş ölçekte
  • unprecedented times: olağanüstü zamanlar
YDS tarzı örnek soru

The country is facing an ------ economic crisis that has no parallel in its modern history.

  1. unprecedented
  2. typical
  3. prevalent
  4. familiar
  5. predictable
Cevabı göster

A) unprecedented. Modern tarihte benzeri olmayan bir kriz: unprecedented. typical, familiar, predictable tersi anlamlıdır.

Kelime ailesi

precedent (isim): emsal, örnek olay. precede (fiil): önce gelmek. unprecedentedly (zarf): eşi görülmemiş biçimde.

İlgili kelimeler

Son güncelleme: 29 Ekim 2026