unprecedented
eşi görülmemiş, emsalsizunprecedented, daha önce hiç yaşanmamış ya da yapılmamış şeyleri anlatır: eşi görülmemiş, emsalsiz.
Anlamları ve örnekler
- Eşi görülmemiş, emsalsiz The region experienced an unprecedented drought last summer. Bölge geçen yaz eşi görülmemiş bir kuraklık yaşadı.
- Daha önce örneği olmayan The court's decision was unprecedented in the country's history. Mahkemenin kararı ülke tarihinde bir ilkti.
Eş ve zıt anlamlılar
unparalleledunheard-ofexceptionalrecord-breaking
typicalordinaryusualcommon
Yeşil kutular eş anlamlıları, kırmızı kutular zıt anlamlıları gösterir.
Sık kullanımlar
- an unprecedented level: eşi görülmemiş düzey
- unprecedented growth: eşi görülmemiş büyüme
- unprecedented in history: tarihte eşi olmayan
- on an unprecedented scale: eşi görülmemiş ölçekte
- unprecedented times: olağanüstü zamanlar
YDS tarzı örnek soru
The country is facing an ------ economic crisis that has no parallel in its modern history.
- unprecedented
- typical
- prevalent
- familiar
- predictable
Cevabı göster
A) unprecedented. Modern tarihte benzeri olmayan bir kriz: unprecedented. typical, familiar, predictable tersi anlamlıdır.
Kelime ailesi
precedent (isim): emsal, örnek olay. precede (fiil): önce gelmek. unprecedentedly (zarf): eşi görülmemiş biçimde.
İlgili kelimeler
Son güncelleme: 29 Ekim 2026