deliberate

kasıtlı, bilinçli

deliberate, sıfat olarak bilerek ve isteyerek yapılan şeyleri anlatır: kasıtlı, bilinçli. Fiil olarak ise uzun uzun düşünmek, görüşüp tartışmak demektir.

Anlamları ve örnekler
  1. Kasıtlı, bilinçli (sıfat) The damage was not an accident; it was a deliberate act. Hasar kaza değildi; kasıtlı bir eylemdi.
  2. Ağır ve ölçülü, temkinli (sıfat) She spoke in a slow, deliberate voice. Yavaş ve ölçülü bir sesle konuştu.
  3. Uzun uzun düşünmek, görüşmek (fiil) The jury deliberated for six hours before reaching a verdict. Jüri karara varmadan önce altı saat görüştü.
Eş ve zıt anlamlılar
intentionalplannedconsciouscalculated
accidentalunintentionalrandomspontaneous

Yeşil kutular eş anlamlıları, kırmızı kutular zıt anlamlıları gösterir.

Sık kullanımlar
  • a deliberate attempt / act: kasıtlı girişim / eylem
  • deliberate attempt to: …mek için bilinçli çaba
  • deliberately ignore: bilerek görmezden gelmek
  • a deliberate decision: bilinçli bir karar
  • deliberate pace: ölçülü adım
YDS tarzı örnek soru

The fire was not caused by faulty wiring; investigators concluded that it was a ------ act of destruction.

  1. deliberate
  2. accidental
  3. spontaneous
  4. negligible
  5. random
Cevabı göster

A) deliberate. Kaza olmadığı belirtilen yangın “kasıtlı” bir eylemdir: deliberate. Diğer seçenekler tersi anlamlıdır.

Kelime ailesi

deliberately (zarf): kasten. deliberation (isim): ölçüp biçme; müzakere. Fiil telaffuzu (/dɪˈlɪbəreɪt/) sıfattan (/dɪˈlɪbərət/) farklıdır.

İlgili kelimeler

Son güncelleme: 2 Kasım 2026