deliberate
kasıtlı, bilinçlideliberate, sıfat olarak bilerek ve isteyerek yapılan şeyleri anlatır: kasıtlı, bilinçli. Fiil olarak ise uzun uzun düşünmek, görüşüp tartışmak demektir.
Anlamları ve örnekler
- Kasıtlı, bilinçli (sıfat) The damage was not an accident; it was a deliberate act. Hasar kaza değildi; kasıtlı bir eylemdi.
- Ağır ve ölçülü, temkinli (sıfat) She spoke in a slow, deliberate voice. Yavaş ve ölçülü bir sesle konuştu.
- Uzun uzun düşünmek, görüşmek (fiil) The jury deliberated for six hours before reaching a verdict. Jüri karara varmadan önce altı saat görüştü.
Eş ve zıt anlamlılar
intentionalplannedconsciouscalculated
accidentalunintentionalrandomspontaneous
Yeşil kutular eş anlamlıları, kırmızı kutular zıt anlamlıları gösterir.
Sık kullanımlar
- a deliberate attempt / act: kasıtlı girişim / eylem
- deliberate attempt to: …mek için bilinçli çaba
- deliberately ignore: bilerek görmezden gelmek
- a deliberate decision: bilinçli bir karar
- deliberate pace: ölçülü adım
YDS tarzı örnek soru
The fire was not caused by faulty wiring; investigators concluded that it was a ------ act of destruction.
- deliberate
- accidental
- spontaneous
- negligible
- random
Cevabı göster
A) deliberate. Kaza olmadığı belirtilen yangın “kasıtlı” bir eylemdir: deliberate. Diğer seçenekler tersi anlamlıdır.
Kelime ailesi
deliberately (zarf): kasten. deliberation (isim): ölçüp biçme; müzakere. Fiil telaffuzu (/dɪˈlɪbəreɪt/) sıfattan (/dɪˈlɪbərət/) farklıdır.
İlgili kelimeler
Son güncelleme: 2 Kasım 2026